Hukuk sistemimizde, bir mahkeme tarafından verilen karara (ilam) dayanılarak başlatılan icra takiplerine "ilamlı icra" denir. Birçok kişi, aleyhine bir mahkeme kararı çıktığında, bu kararı istinaf veya temyiz etmenin icra takibini otomatik olarak durduracağını düşünür. Ancak bu, yaygın bir yanılgıdır. Hukukumuzdaki temel kural, kararların kesinleşmeden de icraya konulabileceğidir. Fakat bu kuralın çok önemli istisnaları vardır ve bu istisnaları bilmek, telafisi imkansız zararların önüne geçmek için hayati önem taşır.
Genel Kural: Kararların Hemen İcrası
Para alacakları, tazminat davaları, kira alacağı veya tahliye gibi davalarda mahkemenin verdiği karar, davayı kaybeden taraf kararı bir üst mahkemeye (istinaf/temyiz) taşısa bile, alacaklı tarafından derhal icraya konulabilir. Bu durumda borçlu, icrayı durdurmak için "Tehiri İcra" (İcranın Geri Bırakılması) yoluna başvurmak ve dosya borcu kadar teminat yatırmak zorundadır.
İstisna: Kesinleşmeden İcraya Konulamayacak Kararlar
Bazı mahkeme kararları ise nitelikleri gereği, tüm kanun yolları (istinaf, temyiz) tüketilip kesinleşmeden icra edilemez. Bu kararlar için alacaklının takip başlatması mümkün değildir; başlatsa bile borçlunun şikayeti üzerine icra takibi iptal edilir. Bu durum, borçluyu teminat yatırma yükümlülüğünden de kurtarır. İşte o kararlardan en önemlileri:
1. Gayrimenkulün Aynına İlişkin Kararlar
Bir taşınmazın mülkiyeti veya üzerindeki bir ayni hak (intifa, sükna, geçit hakkı gibi) ile ilgili davalarda verilen kararlar kesinleşmeden icra edilemez. Örneğin;
- Tapu iptali ve tescil davaları,
- Müdahalenin men'i (el atmanın önlenmesi) davaları,
- Önalım (şufa) hakkına ilişkin davalar.
Buradaki kritik nokta, davanın taşınmazın "aynına" yani doğrudan mülkiyetine veya üzerindeki bir hakka ilişkin olmasıdır. Taşınmazla ilgili bir alacak davası (örneğin ecrimisil) bu kapsama girmez ve kesinleşmeden icraya konulabilir.
2. Aile ve Kişiler Hukukuna İlişkin Kararlar
Kişilerin şahsi veya ailevi durumlarında değişiklik yaratan kararlar, kesinleşmeden hüküm ve sonuç doğurmaz. Bu nedenle icraya konulamazlar. Başlıca örnekleri şunlardır:
- Boşanma veya evliliğin iptali kararları (Ancak kararın eki olan nafaka, tazminat gibi alacaklar genellikle icraya konulabilir),
- Velayete ilişkin kararlar,
- Babalık davası, nesebin reddi gibi soybağına ilişkin kararlar.
3. Ceza Mahkemesi Kararlarının Eklentileri
Bir ceza davası sonucunda verilen mahkumiyet kararının yanı sıra, bu karara bağlı olarak hükmedilen tazminat, yargılama gideri gibi alacaklar da ceza hükmü kesinleşmeden icra edilemez. Çünkü tazminatın varlığı, ceza kararının kesinleşmesine bağlıdır.
Neden Önemli?
Bir kararın kesinleşmeden icraya konulup konulamayacağını bilmek, borçlunun haklarını koruması açısından temel bir bilgidir. Eğer karar, kesinleşmesi gereken bir karar ise, borçlu aleyhine başlatılan icra takibine süresi içinde şikayet yoluyla itiraz ederek takibi iptal ettirebilir. Aksi halde, yani karar kesinleşmeden icraya konulabilen bir karar ise, haciz işlemlerini durdurmak için tek yol tehiri icra prosedürünü işletmektir. Bu ayrımı doğru yapmak ve yasal adımları zamanında atmak için hukuki destek almak kritik öneme sahiptir. Bu noktada, Yurttaş & Hıra Hukuk Bürosu olarak müvekkillerimize icra ve iflas hukukunun her aşamasında profesyonel destek sağlamaktayız.
Y